ISINAPOLiS
Isinapolis'te yüksek surlarin huzurla cevreledigi topraklardasin, sehrin kapilari tüm misafirlere açik, tek vergisi pesinen alinan zamandir... Sehr-i Isin'a hosgeldin zaman Seyyahi...
Poets

 

YEKPaRE


Sınırları kaldırılmış sevgi, Yüce
Tüm uzay 1 hacim desem, sığmaz ki, ötesi nerede?
Bu zamana kadar kah Işın, kah Zerre, kah Yekpare...
Ama sese kulak vermek, onu duyabilmek mesele

Yaslanmış dünyaya otuz küsür sene
Bütününe ulaşmak sonsuz mertebe
Saklıysa bende bir habbe bile
Tarifi zor dille, bu aşk gönülle, salt gönülle…

Bilmediğim, bildiğimden öte mucize
Göktekiler tek, tek yere dökülse

Değil sema, tüm evren diz çökse
Arş-ı Ala’ya varmak ne kelime!

Sevilmekten öte, “sevmek” sadece!
Ateşim baki, küllenirim tane tane...

Işın Erenoğlu Üstündağ
20.01.2015










KibiR

Herkes toprakta 20 cm'lik kabartı sonunda!
Bu kadar kibri nereye sığdıracaksın be usta?

 

 

Ne ağaç, ne toprak sayar ulema, değil dünya, yok cihan da!

Işın Erenoğlu Üstündağ

10.2015








 

YabaN HıRs

Bazen garipsiyorum hayatı
İnsanların anlamsız kavgası
Bitmek bilmez yabani hırsı
Aldıkça bir tane daha çabası
Çok boş geliyor artık

İfadesiz hayatların gölgelerle dansı
İçi bomboş, afili marka şovları
Nesillerin durmak bilmez üstünlük savaşı
Ne zaman değişecek bu kader algısı?

Gülüp geçiyorum artık
Bir yanda sayısız sefil, aç, susuz varlık

Tüm dünyayı yese de, insanı bir türlü doyuramadık,
Bir türlü doyuramadık...
Ben de bir doymuşluk çoktandır, öyleyse ben insan değilim artık!


Işın Erenoğlu Üstündağ
27.12.2015








GılgaMış ve KaF DaĞı



Eşsiz bir hesap anlaşılamayan
Yaşadıkça nefsi kat kat hayrete saran
Anı değil, sonu gördükçe şaşırtan
Kim bilir kaç gezegende, nice zihinde yankılanan
Formu değişse de Tek aranan

Mezopotamya'nın kadim destanına nakşolan
Gılgamış’la kaf dağının ardına ulaşsan
İçinde hep var olanı anlaman
Görmeden sevmek asıl olan
Ne varsa Ondan, engin yoklukta "Tek" var olan…

Işın Erenoğlu Üstündağ
19.11.2015







İPEK BÖCEĞİ


Yok öyle, benim derdim değer arşa!
Ne yapayım, kozamda sessiz inziva…


Her kozadan gömlek biçilmez, giymezler!
Bu emekten gömlek değil, çıksa mendil anca,
Onu da anlayanı bulacaksın da, takacak yakasına!
Yoksa halin yaman, ipek bilmez, silip atar kenara :)


Salyan malum ipek sırma, gençliğin gibi boşa harcama,
Her tümseği, dağ sanma! Dağları tümsek say, ister asıl, ister takıl hayata...

Işın Erenoğlu Üstündağ
14.11.2015



 

DİLEK

Dünden öte bir günün,
Günden öte bir geleceğe varması dileğiyle…


Işın Erenoğlu Üstündağ
28.07.2013






PUSULA


Eksik bir şey var diyorum, anlamıyorsun
Sesi kulağımda, adı dilimin ucunda
Eksik bir şey var diyorum, anlamıyorsun
Nasıl anlatayım, elde ibresi kopuk bir pusula
Bir kayıp yolculuk benden bana
Kocaman, uçsuz bucaksız bende
doğru yolu arıyorum, bulacağım umuduyla…

Işın Erenoğlu Üstündağ
18.07.2014

*Ne aradığını bilen bulurmuş derler, Sevgiyle kalın :)

 


~..ÇOBAN..~


Yalın çobanım, arka üstü uzandım
Yüce Dağlar başucumda
Çalarım kavalım, bülbüle nispetim
Yanağı pembe, yüreği yanık anam mesnetim

Meşenin gölgesine, çınarın rüzgârına dururum
Sorsalar bozkırdaki altın kangalım, kuzuda geveze çıngırağım...
Koyunlar efkarsız, dağlar efkarsız
Sarar keçe heybem, ekmek iki dilim
Güldeki dikene selam olsun, Yaradan’ın nehrine amadeyim…

Işın Erenoğlu Üstündağ
11.2014







                                               
ANNEM

İlk doğum günüm, annemin hediyesi kırmızı potinlerim
Hayat denen engebeli yolda, ekseri tekerleğim...
Birinin içine 
umut dolu, diğerinin içine sevgi
Karşılıksız seven, koruyucu meleğim…


Işın Erenoğlu Üstündağ
27.09.2013








GAMSIZ BUĞDAY TANESİ


Kalemim dolu, sözüm yok aradaki illere
Dilime dolanmış bir Türkü
Söyler, salınırım Anadolu eteğinde
Başakta saklı bir ben, güya gamsız buğday tanesi!
Hışır hışır dalgalanırım, evdeymişim gibi sen ses etme…

Gözlerimi kapatınca tarla ne ki,
Tüm cihana serilir, aşık buğday tanesi!
İnsanoğlu bilmez, yaşar kaderin böylesi
Sıla der ki, dolu bende, boynu bükük başarı hikayesi
Yoktur yaşamayan, ölçer hayatın sillesi
Yine şükürle andım, aldığım her nefesi


Boğazın sürme gözüme, dahasına bakamam
Hayalim gitse de, bedenimi evde diye kandıramam!
Gurbet öğütür de, un olup karışırım gözyaşıma
Belki bir simit olup, o zaman ulaşırım vatan sana!
Yanana pişmek nedir, sılayı kül ile kaplayamam
Ben özümden geçip, gayri vatan kalamam
Gurbet beni aşar da, koca dağları aşamam…


Işın Erenoğlu Üstündağ
04.03.2015







Divan Düzeni



Bu dünyada divanlar sıra sıra,
Salt sunta, üzerine kazılı bir turna
Altında soğuk, demir karyola
Kıvrılıp yatmış, efsunlu parya
Aman uyandırma, kimsin diye sorma, sakın aklını karıştırma…

Bu dünyada divanalar ara sıra,
İçlerine karışmış bir kaç aklı evvel olsa
Toplanıp tam tekmil, karar alınacaksa
Beklemeyin, İnsanlık yararına…
İçlerinden hangilerinin çocuğuna tahtı bırakılsa?

Bu dünyada divanlar tek sıra,
Koğuş gibi kaderine terk bir kütüphane rafında
Cildine tutsak yan yana, açıp okuyan biri, ikisi çıksa?
Kimin divanıdır, ağırdır kim okuyacak, önsöz sarılı son sayfa
Arada kalanlarda yazar olmuş, kaleme dökmüş, bunlar ne parya, ne de dahil meclisi divana…

Ne zor işmiş seninki 3 ayrı divan, aman birbirine karışmasın Marco paşa! :)

Işın Erenoğlu Üstündağ
10.02.2015

Bir Divan ki, uyumayan, Bir Divan ki, katılmayan, Bir Divan ki, okumayan kalmayacak…







İSTEMEK ŞUAN

Sayfanın beyazı, karası olur mu?
Yazmak istedikten sonra…

Koskoca güneş, üzerine çekse bir bulut battaniye
Sızar Işınlar arasından, Nuru tutulur mu?

Bir balık olsan, gümüş pullu
Oltada cansız av, fincana kısmet olur mu?
Sen iyiyi görmek istedikten sonra…

Sonra, sonra…
Sonraya kalmaz yarının düşü
Sonra yok, ancak bugün, hatta şuan istemek bundan sonra
Bahaneler sonra, asıl yaşamak Şuan, bundan sonra

Işın Erenoğlu Üstündağ
21.01.2015






KANATLAR



Mavi gökyüzü, aralanır beyaz kanatlarla
Kâh bir yudum simit yakalama çabasında
Kâh burun buruna bir yarış ada vapuruyla
Kanatlar ezeli rozet kadim İstanbul’a
Sensiz eksik İstanbul
Turkuaz boğaz keza,
Yorgun gözlerim dinlenir deli rüzgârında
Savrulur saçlarım, karışır düşünceler dalgalarına

Kız kulesinde bir bardak çayla yudum yudum anılarım
Özgürlük, martının süzülen kanatlarında
İlk deneme Hazerfen’le Galata kulesinden Üsküdar’a

Bende her daim volta, geçmişten yarına, sonsuz semada
İki kanadı eksik te olsa, ruhum durmaz çakılı hiçbir mekâna…

Işın Erenoğlu Üstündağ
02.12.2012








 İMZA

Sürmeli göze, yaş olmaz,
Ilgaz dağa, duman olmaz,
Umutlar rüyalara saklanmaz
Kaderin bahanelerine mahkum olunmaz

Damlasız yağmur olmaz
Vicdanı olmazsa, insan olmaz
Cihan ayaklarıma serildi diyenler!
Bu dünyaya sultan dayanmaz…

Pamuk iplikten, ipek şal dokunmaz
Hayallere bağlı zincir olmaz
Tok kaygısız, aç’ın karnı yalnız!!!
Herkesin imzası, bu devranda kalıcı olmaz…


Işın Erenoğlu Üstündağ
07.11.2007





SiRkE                               

Kurşun, kuş olup uçar mı?
Kurşunu atan şaşar kalır mı?
Üzüm kızarıp, küp, küp sirke dolar mı?
Söz Işın’a, dünya sultan Süleyman’a kalır mı?

Kibir yerini, hiçlik alır mı?
Sayısız olan, sıfırlanır mı?
Sirke, bal olsa ayırt eden çıkar mı?
Bal’a sirke deseler, üzümler sesini çıkarır mı?! ;)


Işın Erenoğlu Üstündağ
23.10.2013






HaliL İbrahim SofraSı                                                                                                                                         

Sonu ufki, beyaz etekleri dalgalanan
büyük bir sofra
Her gün, amade bir tabakta sunulur peşi sıra
Acı bir tabakta, ekşi bir tabakta, tuzlu bir tabakta
Tabaklar ister gümüş, ister altın yada bir beşik ki, dolarlardan sarma
Kalan her güne dair "kişiye özgü" bir tat damakta…

Karnı doyarken, dilek o ki, ruhu da doysa!
Önündekini yerken, demiri atmış yandakinin tabağına…
Kaşığı salla, kaşığı salla, yanında taşır “kürek” fırsatını bulsa…
Aş, çok tatlı da olsa, az tuzlu da olsa!

Yaşam bir sanat, her günü yaşa adabınla doya doya!
Kaç gün yazıldı alnına, kaç gün kaldı hesabı bir kenara.
Haydi dostlar, buyurun Halil İbrahim Sofrasına...

Işın Erenoğlu Üstündağ
28.04.2014


 







                 

 ÇOCUK GELİN                                                                                                           


Ilgaz dağ başında aralanmaz duman mısın?
Zülfüm, yüzüme çelik duvar mısın?
Derdim, başıma telli duvak mısın?
Bir türkünün dört köşesi hayat, söylesem halim anlar mısın?

Işın Erenoğlu Üstündağ

10.10.2013











ÖĞÜT / SaLıncaK

 
Nasıl güzel küçükken hayat,
Her yerde oyuncaklar, pembe masallar, çikolatalar…
Biraz büyüyünce,
Düşünceler salkım saçak!

Ömür dediğin bir asabi salıncak
Tam çok yakınım derken elinden kaçacak,
Ya da artık olmaz derken, sana yaklaşacak.
Salıncak bu, zamanla yavaşlayıp elbet duracak.
Gördüğüne inanmayı değil,
Ayakta kalmayı öğretecek bize hayat!

Daha toysun diyorlar, bu değirmen neler öğüttü…
“Görünene inanma” diyorlar, hani sadece bir öğüttü?


Işın Erenoğlu Üstündağ
03.10.2013








ARaF


Karanlığı, sessiz bu gecelere kilitle!
Aymış, yıldızmış, hurda aydınlık nafile...
Cılız ışıkların feryadı yansımakta, hayrı yok kimseye
Herkes sa
ğırsa, ben de dilsizim ne çare?!
Bundan böyle yamalı harfler, kelimelerden sürgün biline...


Sonra inceden hercai bir ateş titrer içimde
Ne alevi var, ne de feri sönmekte…
Araf’ta bile tarafım, inat karanlık gecelere!
Akıl almaz, yürek sığmaz kafese…
Pandora’ nın kutusu cebri açılsa bile,
Bir tek umut dökülmez, kalır kenetli sahibine…

Işın Erenoglu Üstündag
10.2008







KeRvaN

 
Savrulur her adımda saçma gibi, kum taneleri gözlerine
Kervanda yorgun, direnen virane deve
Kirpiklerinde kumdan kurşunlar
Görüş ince bir iplik, o da flu, sarı toz içinde...
Hörgücüne mıhlı yükü, sancı sancı adımları, gebe varacağı yere
Kimi dinler asi çöl fırtınası, niye isyan edersin ki zerre?

Eser dinlenmez, kumun içine gömülmüş bir gemiyi yeryüzüne çıkarsın
Eser kesilmez, nice büyük kervanları saniyede yutsun, izsiz bıraksın…
Akıl çözmeye yetmez, Nicedir bilinmez…
Düzendir derler, kervan yürür, öndekini takip eder
Kurşuni fırtınada kervan değişir ama görev değişmez…

Işın Erenoğlu Üstündağ
01.02.2013







IşıK HıZı



Mürekkep simgeye dönüşmek için,
Kağıt, mürekkebe kavuşmak için

Kitap okuyana ulaşmak için
Sen niye varsı
n düşündün mü?
                                                                                                                                 
Işık, aydınlık için
Karanlık farkındalık için
Sessizlik, sesi duyurmak için
Sen niye varsın düşündün mü?

Toprak beslemek için
Yeşil, nefes için
Ok, hedef için                                                       
Sen niye varsın düşündün mü?

Aşık Işın, biçareyim
Uzayda bir doğrudan ibaretim
IşıK HızıM, ezberimDünyada bilime uzak eşiğim, uzayın bütününde yetersiz bir kaşifim

Işın Erenoğlu Üstündağ
17.07.2013






ZümRüT

Garibim, bilenim yok
Garibim, dergahım yok
Çağlar sular içimde
İçmeye bir bardak suyum yok
 
Zulum ZümRüT, parlar ellerde
Bilmezler "kefendir" yegane !
Zümrüt, zümrüt illede
Giymeye tek bir çulum yok
 
Toz, toprak kınamdır elime
Yol aşınmaz, gezerim ilden ile
Ayaklar baş,  kavuk örte  :)
Etrafta bir çift nalın yok !
 

Alem hoca, akıl ziyadesiyle...
Ucundan tutan yok, iş dile gelse
Herkes ulema (!) kendince 
Garibim, bir çift sözüm yok !

Işın Erenoğlu Üstündağ
3.7.2013

 

 




Nazarim, Günüm, Güneşim…

 

Bir garip fırtına, ufuk kayıp gökyüzü gri-kara

Gemiler sarhoş, yalpalayan yelkenler art arda

Sebebi Lodos, dayanmış haşin, camlara

Nazarım, günüm, güneşim neredesin?

 

Diller mühürlü, gözlere gömülü sözler

Dokunsan dökülecek taneler

Yürek kor ama sobalar kör

Yiğidim, toprağım, sebebi vatanım neredesin?

 

Canı candan ayırmışlar

İki üç hayırsız yaprak için tüm ormanı yakmışlar

İsli dumanına boyanmışlar

Filizim, sürgünüm, yeşilim neredesin?

 

Pamuğum derler dikene,

Bilge derler pür-i cahile,

Dinle derler sümbüle, kuzgunum sahnede

Seyr-i Alem neredesin?


Işın Erenoğlu Üstündağ

15.03.2012








Işık  OyuNu


B
ir isik oyunu dünya, 
Kimi rengarenk kristallerin arasinda,
Kimi yesil, kimi mavi, kimi kirmizi, fusya...
Cogu salt çamur, kahverengi asl?nda.
Renklidir anlik, üzerine isik yansidiginda,
Döner rengi özüne, gün geceye varinca.
Isik olmadan yiginlar anlamsiz curcuna
Pilates, yoga, alisveris, gezer orda burada
Bir yelkenli gelir salina salina
Yelkenin ucu dolanm?? mavi bulutlara
Onun için, yer gök mavi, gerisi palavra



Düstün mü yine renklerin arasina,
Günes çekilene kadar bak doyasiya...
Sonra mi? Sonrasi senden ibaret sasirrma
Rengini kudretinle yansit günes olsa da, olmasa da...

Bir isik oyunu dünya, içinde bir dünya harpagonla :)

IsiN :)
 


YaNkı


 

Sesim yankılanıyor...
Ne kadar haykırsam güçlü, 
Ne kadar uzağa da ulaşsa,
Dönüp yine bana çarpıyor...
Ve ayağa kalkıp,
Tekrar bağırıyorum !

Işın Erenoğlu Üstündağ
28.07.2005




Asik Susam :)
 

 
Simitteki susam tanesi olsam,                                        
Omzun üstünde milyonun içine karisip dolassam,
Güne isik, geceye rüya olsam,
Uzaklasan trenin dumanina takilsam,
Ne gecmise, ne gelecege sikissam,
Bir ben olsam, bir hiç olsam, bir tek olsam.
Diyar diyar dolanan asik misali,
Zamandan gayri, seyyah olsam..



Işın Erenoğlu Üstündağ
12.2011








MizaN

 

Şair ola bir damla, yudum yudum süzül toprağa
Toprak ola, koca cihanda seril insana
İnsan ola tohum, uzanır başak tarlaları diyarca
Diyar ola ezgi, duyula duyula pelesenk dudaklarda

Işın ola duyula, bir garip seyyah rotasız haritada
Mesafe ola aşılmaz, hızı sonsuz neylesin patika
Patika ola kum, zamanında üstü deniz, içi balık icabında
İnsan ola, yaşarken her şey değişir, kader sonunda
Kader ola gem vurulmaz, gamsız kimine kepçe, kimine zerre mizanda...


Işın Erenoğlu Üstündağ
25.09.2012





ZamaN KaymaSi

 
 
Ne hayatlar var, gördüm sürgün kendi bedeninde
Ne çuvallar var, tasinir küfelerde
Ne hammallar var, bir kez sormaz içindeki ne diye..
 

 
Ne sözler var, eskimis ciltlerde
Ne gece var, bitmez, ermez gündüze
Ne bir tanigi var, zaman kayar günes mi, yoksa bir beyaz cüce ?
Ne asiklar var, yanar deli divane
Ne degeri var, para pul ellerde
Ne geregi var, herkes emniyet seridinde
Ne veliler yasar, deli derler ömrünce,
Çogu zaman da islerine öyle gelir, bile bile ;)

Işın Erenoğlu Üstündağ
29.11.2011

 

 

AskeR 

 
Kurşunu yastık bilip gecelerce,
bileyledim süngümü hasretinle.
Hercai belimde palaska, boynumda künye
gönlümde sen varsın,
Kirpiğine zarar gelmez canım,
sınırım ben bu gece..

Yasladım ümitlerimi soğuk enseme,
Bir an dalmadan uyudum tetikte.
Geçtiğim sayısız sarp yardan,
Yaşamı bildim bir yudum su,
boğazımda bir lokma ekmekle.

Alnımdan süzülen tere,
Gözümden yuvarlanan özleme,
Gereketiğinde kestiğim nefeslere
Damarımda saklarım, geçmiş atamdan özüme,
Sen sakın üzülme, elbet döneceğim düşünme,
Gerektiğinde tek yüreğim kalsa, son cephede,
Kirpiğine zarar gelecekse,
Bil ki zırhınım ben bu gece..

Işın Erenoğlu Üstündağ
27.12.09


 


Yüce ÇınaR

 
Asırlık Yüce ÇınaR
 
Kökü uzaklarda, yaprakları dağılır rüzgarla 
taşır tüm hayatı şümullü dallarında
 
Biraz dalgın yürürken ormanda
Toprağa her basışımda,
İşte burası benim der gibi ezelden ebedi.
Heybetiyle ağaç, koca bir yürek gibi
Mesafeli ama uzaktan izler gibi
Beni anlamış, geçişime izin verir gibi
Umudumu yitirdiğimde yol gösterir gibi
Tasa mı, yapraklara sar, sonbaharda dök gitsin der gibi

Penceremdeki buğu,
Karda mahsuru, toprağında eritir gibi
Güneşi içine sığdırmış gibi :)
                                           Hayallere saklı sevinç gibi,
                                           "Olmazı" tanımaz kader gibi...
                                           Varlığını bilip, hiç görmediğim gibi...

                                                     
                                           Işın Erenoğlu Üstündağ
                                           15 Mart 2011






İstanbuLda Bir Yaz AksaMı
 

Bir kağıda iki satır karalamak öylesine,
Ne zamandır kalem kalemlikte, satırlar mısralara gebe
İki ince çizgi alnım üstünde,
Ve yorgun ama huzur esir içimde...

Sıcak yaz gecesi, ince bir esinti getir albatros kanadın üzerinde
Denize dair, boğazından kucakla, serinlet tane tane..
Ne güzeldir semaya nispet süzülmek özgürce,
Oysa düşünmez gece beyaz gölge, bir balıkçı ağından öte.

Biraz ileride şehir hatları vapuru çarptı gözüme,
Kim bilir, şimdi kaçıncı seferinde, kimleri taşır içinde ?
Tarihi yarım adaya bir reverans sancaktan yeşiliyle,
Ve camiden bir seda yükselir “Allahü Ekber “ diye...

 
İstanbul penceremden gelen çat kapı misafirim, bu gece,
Hiç sormaz mısın ey koca şehir, cuma akşamı müsait misin diye?
Sıcağı beri dursun, nemi yerden göğe, her yerde...
İstanbul işte, kalabalık adımlar sayılmaz tek nefeste!

Zamanı trafiğine hapis, insanları avare!
Yinede içinde yaşarken bile özlersin delicesine...
Medeniyetlerin eleği, yüzyılları kat kat taşıyan bilge
Yaşamayan bilmez, ömür müptela bu şehre!

Işın Erenoğlu Üstündağ
29.07.2011






MutluluK       

 
Neyine üzüleyim fani dünya,
Bir dakika sonrasını bilen mi var?

Umut damla olup, yanağıma varmadan tebessüm oluyorsa,
Tam kayboldum dediğim anda,
Yüce dağlar önümde diz çöküyorsa
Yer dümdüz, aradığım karşımda duruyorsa...  

Neyine üzüleyim fani dünya?
Mutluluk ararken değilde,
dururken çıkıp geliyorsa
Bin bilek olsa koskoca hüzün,
Tek bileğimde bükülüyorsa...

Neyine üzüleyim fani dünya?
Dönerken içine kattığın sayısız,
Oynanan tüm oyunlar kuralsız,
Yaşarken binler kaygısız,
Bana mahsus yalnız,
Boyuneğmez mutluluk, bende katıksız :)

Işın Erenoğlu Üstündağ
09.10.10

 


Deli EmiR
 
Bazen yaralı bir yürek,
Bazen bir kütük,
Bazen ince bir filiz,
Bazen sen gibiyim

Yalnız ama güçlü,
Sabrımla keskin bir kılıç,
Bazen kınından çıkıp,
Böğrüme saplanmış gibiyim

Zor tek başına,
Yek meydan okumak hayata,
Hayatı benle karıp,
ilmek ilmek nefsimle dokunmuş gibiyim

Demiri acıyla tavlar,
Daldırırsın kahırla suya,
Ya kırılırsın, ya kalkarsın ayağa
Sen güçlüsün, hadi uzatma,
Hiiiç sızlanma, kalk ayağa ! :)

Işın Erenoğlu Üstündağ
28.04.2007




KaftaN

 
Hüzünleri pul yapıp, işlerim kaftanıma tanelerini..
Işıltısı evrendeki yıldızlar misali,
İşleyene sor, işlemek ne zor..
Kaftan sırtımda yük mü, mertebe mi ?
Taşıyana sor, anlamak ne zor..

Büyüklüğü kadar yere sürünür,
Yürürken tutmasını bil çamura bürünür,
Yüreğinin atışını göğsüne, yaşını sildiğin bileğine,
cesareti isyanına mühür, alev gözlerine,
gururunu, saklar dik yakanda üşüdüğünde..
Değerini bilmez cahil, şuursuz ancak kaftana yürür !
Yine kuşanmasını bilen yiğit, ancak içindeki beni görür..

Işın Erenoğlu Üstündağ
11.01.10



 


GeçmiŞ
 
Suyun üstünde adımlarım,
İlerledikçe en fazla yayılan,
iç içe halkalarım...
Geride kalan gecmişse,
İzi kalmaz anılarım...

Işın Erenoğlu Üstündağ
23.01.10

 



GeleceK
 
Bir gelecek düşledim...
Işıkla çizdim kareleri,
Mumdan farklı, yandıkça tükenmeyecek
Ne de hercai bir rüzgarda, ansızın
sönecek...

Işın Erenoğlu Üstündağ
23.01.10


  


Gün gelirde *hayatı* anlat Derlerse ...

 
Bu nasıl Hayat,
Ne bilinmez bıçak,
Yaralamak için mi saplanır ?
İçindeki kurşunu çıkarmak için mi?
Saplandığında ne mümkün anlamak ...

Düşerken çarptığında kopanlar mı,
Yanımdan yuvarlananlar ?
Zirveye çıkan hırslı adımlarımdan mı arta kalanlar?
Yaşarken ne mümkün anlamak ...

Sarp deli bir yamaç önce,
Heryere hakim, eşsiz bir zirveye mi gebe?
İlk gördüğünde ne mümkün anlamak ...

Işın derki, Yamacı deli yapanda
Zirveyi eşsiz kılanda insandır
İnandığın için çabalar,
Olmasını istediğin için yaşarsın,
Olmadı, Yaşadığını istediğin yaparsın.
Küçükken ne mümkün anlamak ...

Işın Erenoğlu Üstündağ
14.03.10

 


Belli BelirsiZ
 

Öylece ince, ince süzüle,
Dökülüp yanaklarımdan,
Ürkek değerek enseme
Deki saçlarım karışmış,
Yüzümde damlalar...
Gökten mi, yürekten mi, kim bile...


Işın Erenoğlu Üstündağ
07.11.07







IşınAğa :)=



Bir Ağanın dilinden hayat,
Zor olsa, her yer dağ olsa,
Toz edip toplarsın tek avucunda  
Savurup bir nefeste
Rüzgarla dağıtırsın ya etrafa...
 
 
Rüzgar olsa olsa ailedir, dosttur yanında
Yoruldugunda yaslandığın sağlam kayadır arkanda
Sevindiğinde kulağına varandır icabında :)
Güvendir, sevgidir, özendir, candır her an, her dakikanda....
 

****Doğumgünümü telefonla, mesajla, yok bana yetmezz duvarlara yazacağım diyerek, 2D ve 3D hediyelerle kutlayan, şiirlere serpen, damardan çikolataya bocayan, dolayısıyla yüzümde koskocaman bir tebessüme neden olan herkese teşekkür ederim :))))****

15.12.2010